Toplam 420 m² büyüklüğündeki arsa üzerinde konumlanan ve 220 m² kapalı alana sahip yapılar, ortak bir iç avlu etrafında kurgulanmıştır. Avluda yer alan su öğesi, yapı kütleleri arasında hem fiziksel hem de görsel bir bağ kurmaktadır.
Sivri kemerler, yarım daire ya da alçak kemerli kapı açıklıkları, Venedik etkisinin Girit mimarisindeki yansımalarını açıkça ortaya koymaktadır. Yapının restorasyonunda bu tarihsel kimlik korunmuş, çağdaş müdahaleler ise bilinçli bir şekilde ayrıştırılmıştır.
Köyün ana yolundan girildiğinde ilk karşılaşılan yapı iki katlıdır.
Plan Organizasyonu
- Zemin kat: Yaşam alanları ve özel banyolu bir yatak odası
- Üst kat: Özel banyolu iki yatak odası ve bir WC
Yapısal Müdahaleler
Geçmişte yalnızca dışarıdan erişilebilen zemin kattaki yatak odası, yeni açılan iç kapı ile yaşam alanına bağlanmıştır. Bu ekleme, kapının metal çerçevesi sayesinde özgün yapıdan ayırt edilebilmektedir.
Zemin kattaki açık planlı mekâna, katlar arası bağlantıyı sağlayan metal spiral merdiven eklenmiştir. Delikli metal sac kullanımı, mekâna hafiflik ve heykelsi bir etki kazandırmaktadır. Dış mekândaki taş merdiven ve altındaki küçük kubbeli hacim ise büyük ölçüde korunmuştur.
Malzeme ve Yüzey Kararları
Yapının taşıyıcı kabuğunun güçlendirilmesi için çimento enjeksiyonları uygulanmıştır. Dış cephede eski sıva kaldırılarak yerine doğal içerikli yeni bir harç kullanılmış, bazı bölümlerde taş dokunun görünür kalması tercih edilmiştir. İç mekânda ise özgün taş duvarlar korunmuştur.
Nötr tonlardaki parlatılmış beton zemin, taş duvarların dokusuyla güçlü bir kontrast yaratarak mekânsal etkiyi artırmaktadır.
İkinci Yapı: Havuz Seviyesindeki Mekân
Havuz kotunda yer alan ikinci yapıda, zemin ve duvarlarda bilinçli olarak ters bir malzeme yaklaşımı benimsenmiştir.
- Dış cephede taş dokusu korunurken
- İç mekânda, yapı gunite ile güçlendirilmiş ve sıvalı yüzeyler tercih edilmiştir
Zeminlerde kullanılan doğal traverten, bu yapının en belirleyici unsurlarından biridir. Traverten; iç mekândan avluya, havuz çevresine ve hatta ana binanın mutfağına kadar uzanarak tüm kompleksi birleştiren ortak bir dil oluşturur.
Üçüncü Yapı: Üst Kot ve Özel Atmosfer
Üçüncü bina, diğer iki yapıya göre daha yüksek bir kotta yer almakta olup, bağlantı dış mekândaki metal bir merdiven ile sağlanmaktadır.
İç mekânda, eskiden şömine olarak kullanılan eleman günümüzde yatak odasına doğal ışık sağlayan bir ışıklık işlevi görmektedir. Zeminde kullanılan doğal cotto karolar, avluya kadar devam ederek süreklilik hissi yaratır.
Binanın ön cephesinde yer alan, kamışlarla doldurulmuş metal pergola, hem gölgelik sağlar hem de sosyal bir buluşma alanı olarak hizmet eder.
Mobilya, Işık ve Atmosfer
Genel tasarımda; akışkan formlara sahip mobilyalar ve aydınlatma elemanları, yapıların güçlü taş kabuğuyla bilinçli bir karşıtlık içindedir.
Metal, ahşap, kumaş, cam ve alçı yüzeyler bir arada dengeli şekilde kullanılmıştır.
Açık renkli malzemeler, toprak tonları ve doğal dokular; yapının tarihine saygı duyan, ancak çağdaş bir yorum sunan restorasyon anlayışını güçlendirmektedir.
İç Avlu: Corte Interna
Projenin kalbi olan iç avlu (Corte Interna), adeta sahnesel bir kurguya sahiptir. Lineer saksılar, hafif metal strüktürler ve modern mobilyalar bir araya gelerek dinlenme ve rahatlama üzerine yeni mekânsal hikâyeler üretir.
Tasarım Yaklaşımı ve Sonuç
Mimari çalışmanın temel amacı, kullanıcıya gündelik yaşamdan kopuş hissi veren, yeni duygusal deneyimler sunan mekânlar yaratmaktır.
Bu yapı topluluğu, geçmişin izlerini silmeden; zamanla oluşmuş yıpranmışlığı kabul eden, sade ama güçlü bir mimari dil ile modern hayattan bilinçli bir uzaklaşma önerir.















